İçeriğe geç
Rezervasyon

Çukurambar · Ankara

Teknik

Yay renkleri neden stüdyodan stüdyoya değişiyor?

Başka bir stüdyoda ders alan biri geldiğinde ilk şaşırdığı şey genellikle bu oluyor: yay renkleri tutmuyor. Bir yerde ağır olan renk, başka yerde hafif. Bunun bir sebebi var ve arkasında yayların nasıl çalıştığına dair işe yarar bir bilgi duruyor.

4 dk okuma ODİ Pilates eğitmenleri

Ortak bir standart yok

Reformer üreten firmalar kendi renk sistemlerini kullanıyor ve aralarında bir anlaşma bulunmuyor. Bir üreticide kırmızı en ağır yayken, diğerinde orta sertlikte olabiliyor; bazı sistemlerde yeşil ağır, bazılarında hafif.

Bunun tarihsel bir sebebi de var: yaylar başlangıçta renk kodlu değildi. Renkler, stüdyolarda ders sırasında hızlı iletişim kurmak için sonradan yerleşti ve her üretici kendi düzenini kurdu.

Pratik sonucu şu: renk bir bilgi taşımıyor. Taşıdığı tek şey, o stüdyonun kendi içindeki sıralama.

Yay aslında neyi ölçüyor?

Bir yayın ağırlığı, onu belirli bir mesafe uzatmak için gereken kuvvet. Bu kuvvet sabit değil: yay uzadıkça direnç artıyor. Yani aynı yay, hareketin başında ve sonunda farklı hissettiriyor.

Bu ayrıntı hareketlerin karakterini doğrudan belirliyor. Platform yaylardan uzaklaşırken direnç artıyor; geri dönerken azalıyor. Footwork’te en zorlandığınız an bacakların en uzun olduğu an, tesadüf değil.

İkinci değişken yayın nereye takıldığı. Aynı yay, farklı bir kancaya takıldığında farklı bir açıyla çekiyor ve hareketin yönü değişiyor.

“Üç yayla çalışıyorum” ne anlama geliyor?

Neredeyse hiçbir şey — en azından başka bir stüdyoya taşındığında.

Üç yayın toplam direnci, o üçünün hangi sertlikte olduğuna bağlı. Bir stüdyoda üç hafif yay, başka bir stüdyodaki iki ağır yaydan daha az direnç verebiliyor. Sayı, sertlik bilgisi olmadan karşılaştırılamıyor.

Bu yüzden stüdyo değiştirdiğinizde eğitmeninize eski ayarınızı söylemek işe yaramıyor. Onun yerine hangi hareketleri nasıl yaptığınızı anlatmak daha faydalı; ayar birkaç tekrarda zaten bulunuyor.

Ağır yay her zaman zor değil

Sezgiye en ters gelen kısım burası ve yeni başlayanların en sık yanıldığı yer.

Yayın iki ayrı işi var ve hangisini yaptığı hareketin yönüne bağlı. Platformu yaylardan uzağa itiyorsanız yay size karşı çalışıyor — direnç. Platform yaylara doğru dönüyorsa yay sizi taşıyor — destek.

İkinci durumda ağır yay hareketi kolaylaştırıyor. Örneğin köprü benzeri hareketlerde ağır yay kalçayı taşıyor; hafif yaya geçtiğinizde iş size kalıyor ve hareket zorlaşıyor.

Bu yüzden derste eğitmen yayı ağırlaştırdığında sizi zorladığını düşünmeyin; bazen tam tersini yapıyor. → Aletli pilates

Yayın açısı da hesaba giriyor

Yay sadece ne kadar çektiğiyle değil, hangi yönden çektiğiyle de fark yaratıyor. Reformerda yaylar platformun altındaki bir çubuğa takılıyor ve kanca konumu değiştiğinde çekiş açısı da değişiyor.

Bu, iplerle yapılan hareketlerde daha da belirgin. İp bir makara üzerinden geçiyor ve omuz bloklarının konumu, ipin size hangi açıyla geldiğini belirliyor. Aynı yayla, aynı hareket, farklı bir kurulumda başka bir kasa geliyor.

Pratik sonucu şu: derste eğitmenin makine üzerinde yaptığı ayarlar yalnızca yay değiştirmekten ibaret değil. Çubuğun yüksekliği, omuz bloklarının yeri ve ipin boyu da her hareket öncesi kişiye göre ayarlanıyor. Dört kişilik bir grupta bu, seans başına yaklaşık kırk sekiz ayar demek. → Grup reformer pilates

Evde yay direnci olur mu?

Direnç bandı, yayın en yakın ev karşılığı ve bazı işleri gerçekten görüyor: kol ve omuz çalışmalarında kademelendirilebilir bir direnç veriyor, ucuz ve her yere sığıyor.

İki farkı var. Birincisi, bandın direnç eğrisi yayınkinden farklı; band uzadıkça direnç daha keskin artıyor. İkincisi ve daha önemlisi, bandın karşısında sizi taşıyan bir platform yok — yani destek işlevi yok, yalnızca direnç işlevi var.

Bu yüzden ev bandı reformerın yerini tutmuyor ama boşluğu da doldurmuyor değil. Eğitmeninizden bandla yapılabilecek iki üç hareket isteyin; ders olmayan günlerde işe yarıyor. → Pilates ekipmanları

Kendi stüdyonuzun sistemini okumak

Renkleri ezberlemek yerine iki şeyi bilmek yeterli ve ikisi de birkaç derste oturuyor:

  • Sıralama Hangi rengin hangisinden ağır olduğu. Genellikle üç ya da dört kademe var ve stüdyoda bir yerde yazılı oluyor; yoksa sorun.
  • Kendi ayarınız Hangi hareketi hangi kombinasyonla yaptığınız. Bunu eğitmen zaten takip ediyor ve kayıtta duruyor; ama bilmek, ilerlemenizi görmenizi sağlıyor.

İlerlemenin en nesnel ölçüsü de bu: altıncı haftada aynı hareketi daha ağır yayla yapabiliyorsanız kuvvet artmış demektir. Terazinin ya da aynanın gösteremediği şeyi yay gösteriyor. → Yeni başlayanlar

Ayarı kim yapıyor?

Buraya kadar anlatılanların hepsi tek bir noktaya çıkıyor: yay ayarı hareketi, bedeni ve o günkü hâlinizi bilen birinin yapması gereken bir iş.

Aynı hareket için doğru yay, kişiden kişiye değişiyor; aynı kişide bile haftadan haftaya değişebiliyor. Dün ağır çalışmış, uykusuz ya da boynu tutulmuş biri için o günkü doğru ayar başka.

Bu, kontenjanın neden bu kadar belirleyici olduğunu da açıklıyor. Elli dakikalık bir seansta ayarlar için kabaca yirmi dakika kalıyor; dört kişide bu kişi başına beş dakika, sekiz kişide iki buçuk dakikaya iniyor. İkinci durumda ayar ortalamaya bırakılıyor ve ortalama yay kimse için yanlış değil, ama kimse için de doğru değil. → Stüdyo seçerken 7 soru

Yaylar yıpranıyor mu?

Yıpranıyor ve bu, ders kalitesini doğrudan etkileyen bir bakım konusu. Zamanla yayın direnci düşüyor; aynı renk, birkaç yıl sonra eskisi kadar çekmiyor.

Bu yüzden yaylar, ipler ve makaralar periyodik olarak kontrol ediliyor ve gerektiğinde değiştiriliyor. Bir stüdyoyu değerlendirirken sorulacak sorulardan biri de bu: bakımı nasıl yapıyorsunuz?

Gözle görülür işaret basit: platform sessiz kaymalı. Derste metal sesi ya da tıkırtı duyuyorsanız ya teknik bir hata var ya da bakım gecikmiş. → Stüdyo seçerken 7 soru

Renk değil, ayar.

Hangi hareketi hangi yayla yapacağınızı ilk seansta birlikte buluyoruz. Uygun saatleri WhatsApp'tan paylaşalım.

Uygun Saatleri Sorun